1 Nisan 2010 Perşembe

Takı Modelleri

Bu güzel bahar gününde; Keyf-i Mekan'ımda sıra, benim boş zamanlarımı büyük bir zevkle dolduran, büyük keyif alarak yaptığım takı modellerine geldi. Şimdiye kadar hep sizinle konumuz damak zevki olmuştu, ama ben dememiş miydim ilk yazımda; "bu mekanda herşey olacak diye..." Yukarıda görmüş olduğunuz takıları yapalı bir hayli oldu. Hatta ortadaki inciden kolyeyi ve küpeleri gelinliğimin üzerine yapmıştım. Bu takıları yapmak oldukça sabır istiyor aslında. Efendim ben de diğer burçlara nazaran, sabrıyla tanınan Başak Burcu'nun bir bayanı olduğumdan olsa gerek böyle sabır gerektiren ince işler bana hiçte zor gelmiyor, aksine büyük bir keyif veriyor.

Ben takı tasarımı'nı evlenmeden önce memleketimde(Bilecik'in Bozüyük ilçesi) öğrenmiştim. Takıyla hiç ilgisi olmayan bir kursa giderken kurs girişindeki vitrinde, kursiyerlerin yaptığı takıları görünce hemen ben de bu kursa gitmeliyim demiştim. Fakat bütün kayıtların dolduğunu öğrendiğimde Müdür Bey'e rica edip, ben sertifika filan istemiyorum, sadece takı yapmayı öğrenmek istiyorum deyip, kendimi zar-zor kabul ettirip 2 ay eğitim görmüştüm. Takı mâzim işte böyle başladı ve bir hobiye dönüştü. Bu anımı da sizinle paylaşmak istedim...

Bu boncuk işleri benim için adeta bir terapi gibi, fakat bu sıralar işlerimin yoğunluğundan dolayı, bu hobime zaman ayıramıyorum maalesef. Sizin de eğer vaktiniz varsa, çeşitli hobi kurslarına gitmek istiyorsanız Takı Tasarım Kursu'nu şiddetle öneririm, boncukların içinde vaktin nasıl çabuk geçtiğini ve nasıl stresinizi attığınızı göreceksiniz.

Fotoğraftaki 3 model de iğne ve misina kullanılarak yapılıyor, örülüyor adeta... Ben bu işi iyice abartıp iğne ve misine kullanarak bir de kendime şık bir çanta yaptım. O çantayı da birgün burada yayınlamayı düşünüyorum. Yaptığım takılar bunlarla sınırlı değil elbette, daha kolayları da var. Onlar da bir dahaki sefere inşallah... Umarım hoşunuza gitmiştir...




25 Mart 2010 Perşembe

Bir mim daha...Üçlemeler...


Bu fotoğraf ofisin camından baktığımda dev çınar ağacına konan onlarca kargalardan bir kısmı, tabii ki ağacında. Her gün yüzlerce kuş uçar bizim burada, martılar, kargalar, bir de hergün aynı saatte, hava kararmadan 1 saat önce, sözleşmişcesine o güzel danslarını edip, semayı şenliğe dönüştüren sığırcıklar... Özellikle sığırcıkları hep birlikte aynı tempoda süzüldüklerini seyretmek benim için ne kadar keyifli anlatamam.

Neyse efendim, kuşlardan açtım konuyu gelelim mim meselesine. Sevgili Arzu bir mim hazırlamış ve hedefine beni de almış:)) Hayatımda sevdiğim ve sevmediğim üçlemeleri paylaşmamı istemiş. Biliyorum epey gecikti ama yine de ödevimi tamamlamanın sevincini yaşıyor ve ben de bu mimi Sevgili Sibel'e ve Sevgili Emel'e paslıyorum.

& Sevdiğim Üçlemeler &

*Annem+ Babam+ Kardeşim: Hayatımın vazgeçilmezleri.
*Eşim+Seyahat+Araba: Bakın özledim şimdi eşimle seyahat etmeyi:(
*Kahve+ Çikolata+ Dergi: Eşittir keyifff...
*Türkmax+Show Tv+ KanalD: Show Tv Derya Baykal için, eğer kanalı değişirse benim buradaki üçlemem de değişir, Derya Baykal nereye ben oraya:)
*Derya Baykal+ Neşe+ Pozitif yaşam: Çok seviyorum O'nu yaa...Allah neşesini eksik etmesin.
*Örgü+ Takı tasarımı+ Kitap: Benim boş zamanlarımı dolduran, enerjimi pozitife dönüştüren hobilerim.
*Blog dünyası+ Sibel'in Kahvesi+ Keyif : Blog Dünyası deyince Sibel'in Kahvesi bir başka, benim için çok özel bir blog, ayrı bir keyif.
*Etsiz Çiğköfte+Marul+Ayran: Of işte buna bayılırım, arada bir krizim tutar buna engel olamam. Şöyle bol limonlu, galiba yine krizim başladı:))
*Çorba+ Salata+ Yoğurt : Benim için muhteşem bir öğün.
*Sebze+ Meyve+ Su : Hepsinden bol bol.
*İkbal Gürpınar+ Kahkaha+ Neşe:
İkbal Gürpınar'ı çok seviyorum, ama O'nu daha pozitif programlar sunarken, şen kahkahası ile izlemek en büyük hayalim.
*Elma Şeker+ Pamuk Şeker+ Halley:
Çocukluğuma dair lezzetler.
*Simit+ Peynir+ Çay:
Bir de deniz kenarında,bir çaybahçesinde isem, bu üçlü muhteşem.
*Susam Sokağı+Edi+Büdü: Ah çocukluğum ah...

& Sevmediğim Üçlemeler &

*Beklemek- Bekletilmek- İptaller
*Börtü böcek- sivri sinek- kaşıntı
*Futbol- Futbol Yorumları- İzdivaç Programları
*Hıçkırık- Alerjik Hapşırık- Göz Nezlesi
*Sakatat- Yağlı et- Et suyu
Sevmediklerime yorum bile yapmıyorum...

Benim üçlemelerim bitti, devam etsem kimbilir daha neler çıkacak. Frene basayım istedim, bu kadar yeterli bence. Yoksa bitmez bu üçlemeler. Hatta bir ara baktım sevdiğim üçlemeleri ben dörtleme yapmışım, üç tane yetmedi bana:))

18 Mart 2010 Perşembe

Ev Yapımı Elma Şekeri ve Şekerlemeler



Elma şekerini herhalde sevmeyen yoktur. Yemesi bir o kadar zahmetli olsa da, yerken sıkılıp yarım bırakılsa da, o kocaman kıpkırmızı elma şekerleri beni taaa çocukluğuma götürür. Ben de o yüzden ara sıra evde yapar, afiyetle yerim.

Dün akşam da bloğum için bu şekerleri hazırladım. Yapılışı çok kolay olmasına rağmen, kıvamını tutturmak oldukça dikkat istiyor. Yapanlar bilirler, şerbeti çok sıvı olursa elmanın üzerinden akar gider, çok pişmişse de yerken ağızda yanık, acımsı bir tat bırakır. O yüzden şekeri pişerken yanından ayrılmamak ve ara sıra karıştırmak şart. Çok şükür ki tam istediğim kıvamı tutturabildim:)

Bir de elma şekerinden artan şerbeti de değerlendirip, 2. resimdeki şekerlemeleri hazırladım. Bu da bir fikir, siz isterseniz bu şekilde de hazırlayabilirsiniz. İsteğe göre gıda boyası kullanmayıp, içine fındık, ceviz, susam gibi lezzetlerle nefis krokan şeklinde de sevdiklerinize sunabilirsiniz.

Bu nefis şekerlemelerin yapım aşamasını da bir bir eşimle birlikte fotoğrafladık. Umarım siz de beğenir, bu lezzeti sevdiklerinizle paylaşırsınız.

Malzemeler:
*2 adet elma
*1 su bardağı tozşeker
*Yarım su bardağı su
*Birkaç damla limon suyu
*Çay kaşığının ucu kadar kırmızı gıda boyası
*Tahta kahve karıştırıcı veya dondurma sapı

Yapılışı:
*Önce elmalar yıkanıp, çok iyi bir şekilde kurulanır, sapları kopartılır.(Saplarını kopartırken bıçak kullanmayınız)Tahta saplar takılarak elmalar beklemeye alınır. Tahta saplar çok ince olduğundan ben 3 tanesini yanyana birleştirip öyle taktım.
*Ufak bir tencereye su ve şeker ilave edilir, çok kısık ateşte,arasıra karıştırılarak şerbetin koyulması beklenir.Şerbet göz göz olduğunda önce çay kaşığının ucu kadar gıda boyası ve limon suyu eklenir ve karıştırılır. Artık kıvamının tutması an meselesidir. Bunu anlamak için mermer tezgaha veya yağlı kağıt üzerine arasıra bir damla şerbet damlatın, eğer soğuduktan sonra kolayca yapışmadan ele geliyorsa kıvam tutmuş demektir.
*Daha sonra vakit kaybetmeden sapından tuttuğumuz elmalar kaşık yardımı ile hiç boşluk kalmayacak biçimde şerbete bulanır. Ve dikey olarak yağlı kağıt veya aliminyum folyo üzerine konarak soğuması beklenir.
*2.fotoğraftaki şekerlemeler için de yağlı kağıt üzerine kaşık ile şerbetten damlatılıp,istediğimiz şekil verilir ve soğumadan saplarıda şekerler üzerine yerleştirilip, soğumaya bırakılır.
*Şekerler soğuduktan sonra şeffaf jelatine sarıp, rafya ile bağlayıp paket şeklinde de servis yapabilirsiniz.
Elma şekeri ve şekerlemeleriniz hazııır.Afiyet olsun...





10 Mart 2010 Çarşamba

Küllü Kurabiye

"Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır" diye boşuna dememiş büyükler. Tam havalar ısınmaya, baharın gelişine inanmaya başlamışken, yine buz gibi havanın esiri olduk. Hal böyle olunca da soğuk algınlıkları kaçınılmaz oldu benim için. Birkaç akşam iş dönüşü hemen kendimi istirahate çekip, doğal vitamin takviyeleriyle rahatsızlığım fazla ilerlemeden atlattım çok şükür.

Dün akşam da kendimi iyi hissedip Balıkesir-Altınoluk'ta okuyan sevgili kardeşim Esra ve arkadaşlarına göndermek üzere bu kurabiyeleri yaptım. Öğle saatinde kurabiyeleri kargoya verdim, sanırım Esra daha kurabiyeleri yemeden, buradan görecek:))

Gelelim kurabiyemize; ismine bakıp telaşlanmayın. İçinde kül filan yok:) Üzerindeki toz külü andırdığı için "küllü kurabiye" demişler. Benim pek kurabiyelerle aram yoktur. Fakat kardeşim tam bir kurabiye canavarıdır:) Ayrıca bu kurabiyeye de bayılır.

Siz de bir kurabiyesever iseniz ve farklı lezzetler denemek isterseniz bu tarif tam size göre.
Hemen tarife geçmek istiyorum...

Malzemeler:
Hamuru için:
*
1 yumurta
* 1 paket margarin (oda sıcaklığında)
* 1 paket kabartma tozu
* 1 paket vanilya
* 1 su bardağı çekilmiş ceviz içi
* Aldığı kadar un
Üzeri için:
*
2 tatlı kaşığı kakao
* 4 tatlı kaşığı pudra şekeri
* 1 tatlı kaşığı tarçın
Not: Hamurunu hazırlarken şeker kullanmıyoruz.(Unuttuğumu düşünmenizi istemem;)
Yapılışı: Önce fırınımızı 170 dereceye ayarlıyoruz. Hamur için gereken malzemelerin tümünü karıştırıp, yoğuruyoruz ve istediğimiz şekli veriyoruz. (Ben hamuru, uzun bir şekilde tezgaha koyup,bıçakla verev şekilde ufak parçalara kestim.) Tepsiye dizip önceden ısıttığımız fırına veriyoruz. Hafif pembeleşinceye kadar fırında bekletiyoruz.

Hamurlar fırındayken biz de diğer taraftan üzeri için gereken malzemeleri bir kapta harmanlıyoruz. *Siz damak zevkinize göre pudra şekeri, tarçın ve kakaonun miktarlarını azaltıp-çoğaltabilirsiniz.

Kurabiyeleri piştikten sonra ılıkken; hazırladığımız toz karışıma bulayıp, servis tabağına alıyoruz. Kurabiyelerimiz hazııır. Afiyet olsun.

27 Şubat 2010 Cumartesi

Karnabahar Salatası

Artık kış mevsiminde sona geldik, sizi bilmem ama beni kış sebze ve meyveleri ile vedalaşma telaşı aldı. Kış bitmeden şunu da yapayım, bunu da yapayım diye...

Dün akşam da bizim evin meşhur karnabahar salatasını yaptım. Meşhur diyorum çünkü bizim evde karnabaharın yemeğinden, kızartmasından çok salatası yapılır. Bu kış bir de sevgili Sibel'in karnabahar çorbasını denemiştim ilk defa, afiyetle içmiştik.

Bu tarifi diyet yemeği olarak da değerlendirebilirsiniz. Hem lezzetli, hem doyurucu, hem de çok hafif. Karnabahar sevmeyen aile bireylerine bile bu tarifle bu sebzeyi sevdirebilirsiniz. Kış bitmeden, denemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Hemen tarife geçmek istiyorum.

Malzemeler:
* 1 adet küçük boy karnabahar
* 3 adet havuç
* 1 tutam dereotu
Sosu için:
* 2 diş sarımsak
* yarım çay bardağı zeytinyağı
* 1 adet limonun suyu (ekşi sevenler için 2 adet)
* arzu edilen miktarda pulbiber
* arzu edilen miktarda tuz
Yapılışı:
* Önce karnabahar çiçeklere ayrılıp yıkanır, iri olarak haşlanır. Ayrı bir yerde havuçlar istenilen ebatta doğranıp haşlanır. Yumuşayınca (çok fazla yumuşayıp erimemesi için sık sık her ikisi de kontrol edilir)süzülüp soğumaya bırakılır.
PÜF 1: Karnabaharın haşlanırken koku yaymaması için kaynama suyuna 1 çay kaşığı kimyon veya yarım çay bardağı süt ilave edebilirsiniz.
PÜF 2: Yine karnabahar, lahana gibi sebzelerde yedikten sonra gaz yapmaması için, pişirirken yarım tatlı kaşığı tozşeker ilave edebilirsiniz.
* Soğuduktan sonra karnabaharlar istenilen ebatta doğranır, havuç ve doğranmış dereotuyla karıştırılır.
* Ayrı bir küçük kaseye sarımsaklar rendelenir, zeytinyağı, limon suyu, pulbiber ve tuz ile birlikte çırpılarak sebzelere ilave edilerek harmanlanır.
Nefis salatanız hazıııır...
Afiyet olsun.

19 Şubat 2010 Cuma

Profiterol

Mutlu yıllar aşkımmmm......

Geçtiğimiz çarşamba, canım eşimin doğum günüydü. Biz heryıl eşimin doğum gününü sevgililer günü ile birlikte kutlardık, 3 gün ara ile olduğu için. Fakat ben bu sene bir değişiklik yapıp ayrı ayrı kutlamayı tercih ettim. Sevgililer gününde yaşpasta yaptığım için, o akşam işten çıkana kadar aklımda bu sefer hazır pasta almak vardı. Ama 3 gün ara ile yaşpasta yemek ağır olacağından ben bir U dönüşü yapıp hazır satılan profiterol hamurlarından aldım.


Yanda da gördüğünüz gibi bu hamurlar öyle yumuşak ve kıvamında ki, evde yapılan profiterol hamurlarıyla aynı. Vaktim olsa hamurunu ve iç malzemelerini de kendim yapardım. Fakat bu acele bir doğumgünü pastası:)) şeklini alacağından, bu sefer böylesi nasip oldu.

Fırsat bulduğum anda hamuru ile birlikte yapıp, fotoğraflayıp ev yapımı tarifi bloğumda yayınlayacağım.

Evet profiterol hamurunu alıp eve geldiğim anda maraton başladı ve ben hemen çikolata sosunu tarifinden yarım su bardağı fazla süt koyup, pişirdim ve soğumaya bıraktım (Daha akışkan olsun diye)

Diğer taraftan da 1 paket krem şantiyi koyu kıvamlı bir şekilde çırpıp buzdolabına kaldırdım. Hamurlarımın içini açıp içlerine birer tatlı kaşığı dolusu krem şantiyi doldurup servis tabağına dizdim. Soğuyan çikolata sosumdan her katına kaşıkla paylaştırdım. Kule haline getirdim. Kalan çikolata sosumu da tekrar en üstten boşluk kalmayacak şekilde döktüm. Üzerine de bir mum diktim. Hem göze, hem de damağa hitap eden harika bir yaşpasta oldu. Eşim de çok beğendi. Pratik ve lezzetli, üstelik servisi de çok kolaydı (yaklaşık 12 adet hamurdan yaptım, paketin kalanını da dondurucuya attım. Acele bir anda kullanmak üzere.)

Size de alternatif bir doğum günü pastası için bir fikir olsun diye yayınlamadan da edemedim:))

Buradan tekrar canım eşimin doğum gününü kutluyorum...

13 Şubat 2010 Cumartesi

Kabak Tatlısı


Kış aylarının vazgeçilmez lezzetlerinden biri, hiç şüphesiz kabak tatlısıdır bizim evde.

Şöyle bol cevizli, koyu renkli, kestane şekeri formunda olanı, benim için en makbulüdür. Herkesin damak tadı farklıdır tabi ki.

Kabak tatlısı hamurlu tatlılara nazaran son derece hafif bir tatlı, tabiki hafif diyerek midemizi doz aşımına uğratmazsak:) "Herşeyin azı karar çoğu zarar" diye boşuna söylememiş büyüklerimiz...

Bal kabağı eğer bütün olarak evinize gelmişse; büyüklüğü, sert kabukları insanı ürkütür. Devamlı "bugün kalsın, yarın akşam yaparım" gibisinden bir erteleme hissi uyandırır:) Fakat marketten hazır dilimlenip, poşetlenmiş olarak alınmışsa, pişirip bu lezzeti tatmak birkaç saatlik iştir. Bu bal kabağı da bayram dönüşü memleketten getirdiğimiz 3 adet kabaktan 2.si. Devamlı ertelenmekten önceki akşam pişirilme şansı oldu. Çok da iyi oldu doğrusu...

Sevgili anneciğim, eğer bütün bal kabağı varsa mart ayına kadar pişilmesi gerektiğini söylemişti. Kabağın içi kötüleşebilirmiş. Bu bilgiyi dikkate alarak son kalan kabağıda bu günlerde değerlendirmem lazım:)

Hemen iş dönüşü, şekerde bekletmeden yapabileceğiniz, pratik bir tarif benim ki. Benim gibi zamanla yarışan hanımlar için uygun olabileceğini düşünüyorum.

Bu kadar balkabağından söz ettikten sonra, tatlımın tarifine geçiyorum...

Malzemeler:
*
Yaklaşık 1.5 kg balkabağı
* 4 su bardağı tozşeker
* 1 su bardağı su
Üzeri için:
* Ceviz içi
* İsteğe göre her servis için birer tatlı kaşığı tahin
Yapılışı:
Soyup, doğradığınız bal kabaklarını geniş bir tencereye 1 kat dizip üzerine 1 su bardağı tozşekeri serpin, üzerine balkabağı ve şeker sıralamasını kabaklar ve şeker bitene kadar tekrar edin. En üste 1 bardak suyu ilave ederek, kısık ateşte kabaklar yumuşayana dek pişirin. Piştikten sonra soğumaya bırakın. Soğuyan tatlınızı servis tabaklarına aldıktan sonra üzerlerine dövülmüş ceviz ve arzuya göre birer tatlı kaşığı tahin ile servis yapabilirsiniz. Kabak tatlınız hazıııır...Afiyet olsun...

2 Şubat 2010 Salı

Açık Büfe Ziyafet & Patatesli Rulo Börek







Keyf-i Mekanımda sıra birbirinden nefis lezzetlere geldi. Bu güzel sofra, yılbaşında bizi evlerinde konuk eden aile dostumuz; sevgili Özlem Ablacığıma ait.

Özlem Ablamla tanıştığımız günden bu yana çok güzel bir dostluğumuz var. Eşlerimizin akraba olmasından dolayı, evliliğimin ilk günlerinde tanışıp, bu dostluğumuzu da 2 yıl önce açtıkları gayrimenkul ofisinde birlikte çalışarak pekiştirdiğimiz, harika bir abla-kardeş ilişkisi...

O gece eşim ve beni evlerinde ağırlayan Özlem Ablama, eşi Tarık Abi'ye, cici kızları Cansu ve Cansel'e, ayrıca Özlem Ablamın sevgili annesi Kadriye Teyze'ye sonsuz teşekkürler...

Gelelim menümüze; Size de bir fikir olması açısından masayı topluca fotoğrafladım. Ve tarif olarak da Kadriye Teyze'nin evde hazırlayıp getirdiği nefis Patatesli Rulo Böreği'ni seçtim. Önce menümüze bir göz atalım;


Menüdekiler:



Patatesli Rulo Börek



Kıymalı Börek



Zeytinyağlı Biber Dolması



Makarna Salatası



Patates Salatası



Etli Mantar Sote



Kabak Tatlısı(Kadriye Teyzenin)



Kabak Tatlısı



Yaşpasta


Patatesli Rulo Börek Tarifi:
Malzemeler:
*
3 adet yufka
*1 kase yoğurt
*yarım çay bardağı sıvıyağ
*İsteğe göre biraz tuz
İç Malzeme:
1.kat için; haşlanmış ve ezilmiş patates
2.kat için; lor peyniri veya rendelenmiş kaşar peyniri
3.kat için; ufak ufak doğranmış kavurma
Üzeri için:
*
2 yumurta sarısı
* Rende kaşar peyniri

Yapılışı:

1.yufkayı tezgaha yayın, bir kapta çırptığınız yoğurt+sıvıyağ karışımından bir miktar yufkanın üzerine sürün ve ilk kat için hazırlanan patatesli karışımdan serpiştirin. Üzerine 2.yufkayı serin, aynı karışımı yufkaya sürün ve 2.kat için hazırlanan kaşar rendesini serpin. Tekrar üzerine 3.yufkayı serin ve yoğurtlu karışımı+etli iç harcı ilave edin. Daha sonra bu yufkaları rulo şekline getirip bir tepsiye koyarak buzdolabında bir saat bekletin. Buzdolabından çıkardığınız ruloyu dilimleyerek yağlı kağıtlı tepsiye dizin. Üzerine yumurta sarısı sürüp fırına verin. Hafif kızarmaya başlayan böreklerinize bir miktar kaşar peyniri rendesi ilave edip, peynir eriyene kadar tekrar fırında tutun. Sıcak servis yapın. Böreğiniz hazıııır. Afiyet olsun...

26 Ocak 2010 Salı

Kitap Okumak Keyiftir...


Kitap okumanın da mevsimi olur mu hiç demeyin... Tabii ki her mevsim kitap okumak ayrı bir keyif. Fakat soğuk kış günlerinde sıcacık evimizde kitap okumanın keyfi bir başkadır. İşte tam karlı kış günlerimizi yaşıyorken gündüz vakit bulamıyorsak, akşamları birkaç sayfa kitap okumak ruhumuza iyi gelir diye düşünüyorum.

Sevgili Sibel zincirleme olarak kendisine paslanan kitaplarla ilgili mim'i cevaplamış ve sonra da bana paslamış. Sibel'in Kahvesi'ni ziyaret ettiğimde, kendi adımı görünce; nasıl şaşırıp, heyecanlandığımı ve de sevindiğimi anlatamam.

Sibel Hanım sayfamı sık güncellemediğim için biraz sitemkâr olmuş:( Haklı tabii ki...

Bloğuma gelen misafirlerimi ilk 2 yazım ve resimlerimle karşılamak için biraz ağır davrandım. Fakat bundan sonra daha sık yeni yazılar eklenecek merak etmeyin...

Sibel Hanım'a beni de unutmadığı için teşekkür ediyor ve hemen sorularının cevaplarına geçiyorum. Daha sonra da bu mimi Nilhan Hanım'a paslıyorum. İşlerinin çok yoğun olduğunu biliyorum fakat beni affetsin:)

1. Şuan okuduğunuz kitap ve konusu:
İlk fotoğrafta da ilk sayfasını gördüğünüz; Gönülden Gönüle (Barbara Cartland)

Kitaba yeni başladım, oldukça eski bir kitap. Duygusal&Romantik bir roman. Dr.Winsford'un kızı ve hastası arasında yaşanan bir aşk öyküsünü anlatıyor.

2. En son aldığınız kitap:
Aşk-Elif Şafak

Genelde sevgili kardeşim Esra ile karşılıklı kitap alışverişinde bulunduğumuz için epeydir kitap almadım. Kardeşim ile her biraraya gelişimizde okumadığımız kitaplar okuduklarımızla değiştirilir ve bu böyle zincirleme devam eder...

3. Şimdiye kadar aldığınız kitaplar içinde en sevdiğiniz kitap:
Gerçekten bu soru bana da çok zor geldi. Fakat şöyle bir değerlendirmek gerekirse; Muhammed Bozdağ'ın "Ruhsal Zeka" isimli kitabını çok seviyorum. Ne zaman canım sıkılsa bu kitaptan birkaç sayfa bile okumak beni rahatlatır.

Ben daha çok psikoloji ve kişisel gelişim kitapları okumaktan büyük keyif alıyorum. Sevgili İkbal Gürpınar'ın kitaplarını da severek okuyorum.

4. Bir türlü bitiremediğiniz, bitirseniz de sizi illallah ettiren kitap:
Kardeşimden aldığım Ahmed Günbay Yıldız'ın "Yanık Buğdaylar" isimli kitabı. Bir türlü akıcılığı sağlayamadım kendisiyle. Konusu da çok güzel ama her nedense bu kitaba bir başlar uzuun bir ara verdikten sonra yine başlarım. Onun üzerine kaç kitap bitirilip yerine kondu:)

5. Elinizdeki bitince okumayı düşündüğünüz kitap:
Boleyn Kızı-Philippa Gregory.
Bu kitaba da bir türlü başlayamadım, sırasını bekliyor.


13 Ocak 2010 Çarşamba

Kemanım...



Keyf-i Mekan'ımda sırada kemanım var; 3 aydır birlikteyiz kendisiyle. Henüz kulağa hoş gelen nağmeleri çalmaya başlayamasam da, kemanımı çok seviyorum.

Bende birden başladı keman çalma hevesi. Keman sesine oldum olası büyük bir zaafım vardır.Fakat çalmayı açıkçası hiç düşünmemiştim.

Sevgili eşim ud kursuna başlayınca bana: "Sen de bir enstrüman çalmayı düşünmez misin?" dediğinde, "Neden olmasın ki!" dedim ve tercihim hiç düşünmeden keman oldu. Bir hevesle kemanımı aldık ve ben kursa başladım. Pazar günleri, bir saatimi keman kursunda geçiriyorum. Gerçekten zor bir enstrüman ama ben çalışıp başaracağıma inanıyorum.

Eşimle birlikte enstrümanlarımızı iyice çalar duruma geldiğimiz de, evimize gelen konuklarımıza "fasıl ziyafeti" vermenin hayalini kuruyoruz. Tabii ki bunun için daha çoook çalışmamız gerek:)

Sizce de güzel olmaz mı? Konuklarımız evimize gelmiş, yemekler yenmiş, çaylar-kahveler içilmiş, eşim udunu, ben kemanımı almışım. Konuklarımızda şarkılara eşlik etmiş; "Hatırla Sevgili"den başlayıp, "Ada Sahilleri"nden devam etmişiz...Hayali bile güzel.

Yazarken bile heyecanlandım. Bu heyecanımı da sizlerle paylaşmak istedim. Sevgilerimle...